Mesajlar Etiketlendi ‘ekonomi bakanlığı’

Türk bilişim sektörünü bazı konularda oldu olası eleştirmişimdir. Bunların başında mühendislik-pazarlamacılık kolerasyonunun sağlanamaması geliyor. Yani şirketin kurucu gücü mühendis kökenliyse (ki geneli öyle) reklam, satış, pazarlama gibi aktiviteleri boşa zaman ve para kaybı olarak görüyorlar. Tabi bu durumda şirketin büyüme ve olgunlaşma süreci haspel kader çıkan fırsatlara bağlı kör topal bir sürece dönüşüyor. Ayakta kalsalar bile genellikle de orta gelir tuzağına düşüyorlar. Oysa ilerlemediğiniz gün geriliyorsunuz, özellikle de bilgi sektöründe.

İşletme-pazarlamacı kökenli şirketler nispeten daha başarılı bir başlangıç yapıyorlar. Günümüz sisteminde “gelir” en büyük başarı kriteri kabul edildiği için satış başarıları daha fazla elbette. Ama burada da doğru yönetilemeyen, çalışan ama buglarla dolu, alt yapısında ciddi problemler bulunan yazılımlar, deadlineları aylarca ötelenmiş dev çöplüklere dönüşmüş projeler ortaya çıkıyor.

Tabi optimum nokta, mühendis ve satış kökenlilerin ortaklıkları veyahut firmanın iyi komisyonlarla çalışan iyi satış yöneticileri istihdam etmesi. Tabi bu tür birleşmelerin önündeki en büyük engel “küçük olsun benim olsun mantığı”. Yine de bilişim dünyamızda bu tür bir kaç şirket biliyorum. Bunlardan bazıları kısa sürede yedi haneli yatırımlar aldı bile.
Ekonomi Bakanlığı bu aralar BT ve Yazılım şirketlerinin Türkiye’nin dış ticaretinde paylarının artması için çalışmalar yapıyor. Hedefleri bu alandaki en büyük pazar olan ABD. Bu konuda danışmanlık almak üzere Harvard Üniversitesinden uzmanları Türkiye’ye davet ediyor. Bu uzmanlar 88 Türk enformasyon teknolojisi ve yazılım şirketini inceliyor. Buna ek olarak ABD’de ülke dışına en çok iş veren Amerikalı şirketlerden 35 tanesiyle görüşerek Türk şirketlerini soruyor ve Amerikalı firmaların Türk şirketlerine neden yatırım yapmadıkları konusunda 38 sayfalık bir case study hazırlıyorlar. Çalışmadan basına yansıyan kısa kısa sonuçlar;

MÜHENDİSLER TANITIM BİLMİYOR
Türk Bilişim-Yazılım şirketlerinin sahipleri ezici çoğunluk olarak mühendis. Bu yüzden tanıtım ve pazarlamaya boşa masraf olarak bakıyorlar.

YURT DIŞINDAKİ TÜRKLER VEFASIZ
Araştırmaya göre, Türkler, ABD’deki Türklerin iş paslamada yardımcı olmadığını düşünüyor. Benim şahsi görüşüme göre bu kanaat fazlasıyla doğru. Diğer millet mensupları birbirleriyle olabildiğine dayanışma içine girerken yurtdışındaki Türkler diğer Türklerden mümkün mertebe kaçıyor. Bu yüzden ABD’de ciddi sayıda Türk olmasında rağmen bir Türk lobisi yok. Böylece akademik ve iş dünyasında yükselen Türklerin bilgi birikimi bağlantıları Türkiye’ye kazandırılamıyor. Ayrıca araştırmaya göre bazı Türk şirketleri Hint firmalarına iş vermeye başlamış.

KENDİLERİNİ DEV AYNASINDA GÖRÜYORLAR
Amerikalı şirketler vakit ayırma sorunu yaşamamak adına çalışan sayısının fazla olduğunu belirten uzmanlar “Görüştüğümüz Türk şirketleri kendilerini büyük zannediyor. Oysa Amerikalılar’ın iş yapma tercihlerine göre küçük ölçekliler” tespitinde bulunmuş. (Burada bizim Yapı Kredi Bankası’nın Amerikan standartlarına göre orta ölçekli işletme sınıfına girdiğini hatırlatmak isterim.)

TÜRK YAZILIMLARI KALİTELİ

Türk şirketlerinin kalite avantajı olduğunu söyleyen Harvard ekibi, özellikle bankacılık sektörüne yönelik mobil çözümlerde Türk şirketlerin geliştirdiği ürünlerin daha bir çok Amerikalı’nın duymadığı türden ileri seviyede olduğu belirtirken, bu alanda ABD pazarına giriş imkanı olduğunu söylüyor.

TÜRK ŞİRKETLERİ BİLİNMİYOR

Sanırım bana göre ABD’den yatırım ve ortaklık gelmemesinin en önemli sebebi şu cümled gizli; “Yurtdışına iş verecekleri zaman Amerikan şirketlerinin aklına Türk şirketleri gelmiyor. Zaten nereden bulacaklarını da bilmiyorlar.”

PAZAR ARAŞTIRMASI YOK

Uzmanların görüşüne göre pazar araştırması yapmadan ürün geliştirip sonra ona pazar bulma eğilimi yaygın. Ben bunu bu tür işletme disiplini ve yöntemlerinin yeni yeni oluşan kurumsal şirket kültürlerine yerleşmemesine bağlıyorum.

KÜÇÜK OLSUN BENİM OLSUN

“Türkiye’de de sıkça tartışılan Türk şirketlerinin risk sermayesi yatırımı çekerek kendilerini büyütebilmeleri konusuna da değinen Harvardlı uzmanlar, finansmana erişimdeki zorluğu kabul ediyor. Bununla birlikte Türk kültürüne de atıfta bulunuyorlar. Görüştükleri bir şirket sahibinin ‘Bizde küçük olsun benim olsun anlayışı yaygındır’ ifadesinin İngilizcesini bilgi notlarına not alan uzmanlar, “Türk şirket sahipleri işlerini büyütmek adına yatırımcı çekmeye istekli ancak kendi paylarının ve yönetimde kontrollerinin azalmasında isteksiz. ‘Yatırımcılar çok az para için yüzde 90 hisse istiyor’ şeklinde yorumlar yapıyorlar. Halbuki bir Amerikalı kurduğu işin büyümesi adında hissenini ve kotrol gücünün azalmasını kabul eder. Bu noktada kültür farkı ortaya çıkıyor”” şeklinde buyurmuşla.

AMERİKALILAR YAZILIM OUTSOURCE EDERKEN NELERE DİKKAT EDİYOR?

Uzmanlar, Amerikalı 35 firmayla yaptıkları bir anketin sonucundan bahsettikleri bilgi notunda “Amerikalılar, ülke dışına iş verecekleri zaman fiyat ve kaliteyi iki önemli unsur olarak belirtiyor. Ancak yapılan sohbetlerden iş yaptıkları şirketlerle uzun vadeli ilişki kurmayı tercih ettiklerini ve zamanla tanıdık faktörünün öne çıktığını gördük” yorumu yaptı. Sektörün genel havasını veren bilgi notunda Amerika ve dünya pazarına giriş yapmayı başarmış Türk şirketleri de olduğu, özellikle savunma sanayi yazılımı şirketlerinin pazara giriş sorununu aştığı anlatılıyor.

Sorunu tespit etmek, sorunu çözme yolundaki en önemli adımdır. Türkiye’nin mali ve teknolojik kalkınmasının öncelikli yolunun yazılım ve bilgi teknolojilerinden geçtiğine inanan biri olarak Ekonomi Bakanlığı’nı bu konudaki çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum.

Reklamlar