Mesajlar Etiketlendi ‘mehmet fatih doğan’

2012 Türkiye e-ticareti için konsolidasyon yılı oldu diyebilirim. Ana başlıklarda ise satın almalar, kapanmalar ve grupların e-ticaret projeleri oldu.  Pek çok proje yatırım ve cirolarını katlarken  pazardan büyük çekilmeler de yaşandı. 2012 Türkiyesinde  kaydadeğer bulduğum 9 e-ticaret olayı kronolojik sırayla aşağıda;

klikSA kliksa

Sabancı Holding 2012’ye KlikSA ismindeki iddialı eticaret sitesi ile girdi. Aslında Sabancı, teknosa.com.tr ileyıllardır internet satışının içindeydi ama klikSA ile yeni bir soluk yakalamayı hedeflediler. klikSA.com, ilk 3 yıllık hedefini 1 milyar dolar olarak açıklamış olsa da diğer holdinglerin internet iştiraklerine göre mütevazi kaldığını düşünüyorum. Bunda site alt yapısı ve tasarımının amatör bulmamın da payı da var. Sitenin bir yılını doldurmadan site tasarımını değiştirmesi de bunun kanıtı. Umarım ilerleyen günlerde Sabancı Grubu daha isabetli bir vizyonla e-ticaret pastasından hakettiği payı alır. epttavmcom_1337353473

e-ticaret’e 3. boyutu devlet getirdi; ePttAVM
3 boyutlu sanal mağazacılığı Türkiye’de başlatanın devlet olacağını tahmin edemezdim açıkçası. Kobimaster işbirliği ile devam eden projede kobilerin ptt güvence ve lojistiği ile eticarete teşvik edilmesi uzun vadede ise ihracata katkıda bulunması hedefleniyor.  2013 itibariyle mağaza ve ziyaretçi içeriği hızla artıyor.

evidea.com Tiger Capital’den yatırım aldıevidea
İlk tur yatırımını Alibaba.com’un yatırımcılarından Tiger Capital’den almış olan evidea.com, ikinci turda da aynı fondan 1.000.000 $ ‘lık yatırım alarak değerini 10.000.000 $ ‘ın üzerine çekti. 2013 yılına kadar yıllardır Kobimaster yazılım altyapısını kullanan evidea.com bu alanda ilk değil. Kobimaster altyapılarını kullanmış olan gimora.com Aksoy Internet Ventures’dan, balerin.com ise 212 Capital Partners’dan yatırım aldı.

BKM Expressbkmexpress
Bankalar Arası Kart Merkezi, dijital cüzdan, banka ve kredi kartlarını bir araya toplayarak kendi ödeme sistemini çıkardı. Bu sistem sayesinde tüketiciler kredi kartı bilgilerinin tamamını değil bir kısmını siteye giriyorlar ve bankadaki kaydından telefon numarasına güvenlik şifresi otomatik olarak gidiyor. Kobimaster entegratörlüğünde başlayan bu proje tv reklamlarının da etkisiyle 2012’nin en çok konuşulan eticaret konularından biri oldu.

Lidyana’ya Rusya’dan Yatırımlidyana
Aralık 2011’de kurulan, futbolcu Arda Turan’ın ortaklığıyla gündeme gelen lidyana.com, Yandex’in de yatırımcılarından olan ru-net’ten yatırım alarak değerini 10.000.000$’ın üzerine çıkaran bir diğer eticaret girişimi oldu.

Rocket Internet Türkiye Pazarına Hızlı Girdi / Hızlı Çıktı
Dünya çapında agresif stratejileriyle bilinen Rocket Internet, 2012 başında sporena.com, evimister.com, zidaya.com, namshi.com, eleseri.com , westwing.com.tr gibi sitelerle Türkiye pazarına girerek kısa sürede piyasadan iki katı bedellerle transfer ettiği 400 çalışana ulaştı. Ağustos ayında Türkiye operasyonunu aniden kapatan Rocket Internet’in çıkışı iflastan deği, Türkiye pazarında “yeterli karlılığı” bulamamasından kaynaklandı.
yemeksepeti

Yemek Sepeti’ne 44.000.000 $ yatırım

Facebook’un da yatırımcılığını yapan General Atlantic yatırım fonu, yemeksepeti.com’un azınlık hisseleri için 44.000.000 $ yatırım yaptı.

Pabbuc.com kapandıpabbuc
Türkiye e-ticaretinin ayakkabı dikeyindeki ilk temsilcisi olan pabbuc.com ani bir kararla hizmetlerini durdurduğunu açıklayarak herkesi şoke etti. Pabbuç, 2012 başında iki yıl ardarda %500 büyüme sağladığını açıklamıştı.

Doğan Online Yatırımları
2012’ye altincicadde.com ‘u açarak hızlı başlayan Doğan Online, Mart ayında evmanya.com’u satın aldı. 2012’nin son haftasında, Türkiye’nin en eski e-ticaret şirketlerinden idefix’i satın aldı.

 

Reklamlar

 Beta Küresel Satış Müdürü sayın Ümit Ünker, Sun Plaza’da oldukça keyifli bir networking etkinliği düzenledi. Etkinlikte Beta Küresel COO’su Fatih Özen’in dijital pazarlama ile ilgili tablet bir semineri vardı. Bu güzel etkinlik ve seminerden ötürü her ikisine de teşekkür ediyor, dijital pazarlamanın “abece”si ve adımları maiyetindeki bu seminerde tuttuğum notları buradan paylaşıyorum;

 DİJİTAL PAZARLAMA ADIMLARI

1-ACQUİRE (ELDE ETMEK) Faaliyetleri;
SEO
PPC ARAMA MOTORU REKLAMLARI
EMAİL PAZARLAMA
SOSYAL MEDYA PAZARLAMASI
GELİR ORTAKLIĞI (AFFİLİATE MARKETİNG)
İNTERAKTİF KARŞILAŞTIRMA
REKLAM ORTAKLIĞI
2-CONVERT (KAZANMAK)
Kullanılabilirlik ve erişilebilirlik; müşteri tipine göre kişiselleştirme, ödeme seçenekleri fazlalığı gibi optimizasyonlar,

Müşteri karar destek mekanizması
İçerik yönetimi
Müşteri segmentlerini belirleme kişiselleştirme ve hedefleme
Ödeme seçenekleri
Siteiçi arama özelliği

3-MEASURE & OPTİMİZE (ölç ve uygun hale getir)
web analytics
site başarı kriterlerinin rakiplerin kriterleriyle karşılaştırılması
online panel ve anketler
a/b test, çok değişkenli test

4-RETAİN & GROW (mevcutu koru ve büyü)

mevcut müşteri memnuniyeti
iyi müşteri hizmeti sunma
email marketing
dinamik fiyatlandırma stratejileri
kişiselleştirme
gruplar oluşturma

Mobil bazlı faaliyetler;

Mobil pazarlama
sms/mms
mobil kuponlar
mobil siteler
mobil oyunlar
mobil uygulamalar
konum bazlı servisler
mobil ticaret
mobil search
qr kod

 

Elbette bu faaliyetlerin her biri birer yazı konusu, ama “to do list” şeklindeki bu özet, girişimciler için bir kontrol listesi olmalı.

BKM Express

Kredi kartı numarası konusunda muhafazakar olan insanlar için alternatif ödeme sistemleri iç rahatlatıcı bazen de fonksiyonel olsa da hala internet ve online alışveriş alışkanlığı üst düzeyde olan insanlara hitab ediyor. Doğrudan kredi kartı numarası vermek yerine sanal cüzdan kullanmanın en bariz avantajı sanal/fiziksel pos’un mevzu bahis olmadığı c2c satışlarda ortaya çıkıyor. Özellikle de yurtdışındaki insanlara bir şeyler satıyorsunuz tek alternatifiniz diyebilirim.

bkm express nasıl kullanılır?

bkm express nasıl kullanılır?

 

Bu sistemlerin içinde en bilineni paypal. 2008’de yurtdışına satış yaptığım dönemlerde paypal’ın bu konuda oldukça yardımı olmuştu. Paypal’ı kullanmaya bıraktığımda hesabımın şifresiyle birlikte az bir miktar parayı da uzunca bir süre içinde unutmuştum. Paypal hesabıma tanımlı banka hesabımı da kapattığım için o parayı hiç çekemedim. .Belki paypal merkez ofisiyle telefon ederek açmam mümkündü ama o zamanlar merkezi İskoçya’daydı  ve 50$ için o kadar uğraşıp uluslararası hattan dert anlatmayı pek fizibil bulmamıştım.

Bankalararası Kart Merkezi dijital cüzdan olarak yabancı sistemlere bir alternatif geliştirdi, adı bkm express. Bence en büyük avatajı olası sorunlar ya da chargeback durumlarında daha ulaşılabilir olması. Örneğin 2008’de başıma gelen olayda bkm express kullanıyor olsaydım kendime muhattap bulup sorunu çözebilirim.

Bankalar Arası Kart Merkezi’nin 21 Haziran’da tanıttığı sistemin anlaşmalı bankaları; Ziraat Bankası, Akbank, Vakıfbank, , Garanti Bankası, ING Bank, İş Bankası, TEB, Finansbank ve Yapı Kredi Bankası.

bkm express'in avantajları

bkm express ne işe yarar

BKM Express’in avantajları neler?

BKM Express’in diğer ödeme sistemlerine göre en büyük avantajı taksitli ödeme seçenekleri bana kalırsa. Bundan sonra puan kazanma ve kampanyalar geliyor. Kayıt sırasında kart numarasının hepsini değil de bir kısmını istemesi, telefon numaranızı kart bilgilerinizden alarak sms ile şifre göndermesi daha başlangıçta güvenilir bir izlenim veriyor. 3D secure ve ortak pos uygulamasını birleştirmeleri mantıklı.

BKM Express e-ticaret’e ne katacak?

BKM’nin öncelikli amacı, internet üzerinden alışveriş yapan tüketicilerle sanal pos kullanarak internetten satış yapan siteleri bir araya getirerek aradaki ilişkiyi daha güvenli ve kolay hale getirmek. Tüketiciler için en büyük kolaylığı üye iş yerleriyle alışveriş yaptığı zaman her defasında kart bilgilerini girmekten kurtulması.

e-ticaret girişimcileri için şunu da hatırlatmadan geçmeyelim, bkm express  sanal pos’a alternatif değil zira sanal posunuz olmadan bkm express’e başvuramıyorsunuz.

Güvenli alışveriş ama nasıl?

Alışveriş anında, bkm express’in bankalara gönderdiği kısmi kart bilgileri sonucunda işlem gerçekleşiyor ve cep telefonunuza gelen mesajla birlikte onaylayarak süreci tamamlıyorsunuz. Böylece sizden başka hiç kimse express hesabınızı kullanamıyor. Üstelik bu sistem ücretsiz.

Üye iş yerleri

BKM Express’e şimdilik Ereyon, Çiçeksepeti, e-bebek, Genpa ve Yakala.co olmak üzere 5 şirket üye. Ancak BKM Ödeme Araçları Ürün Müdürü Okyar Tahaoğlu’nun açıklamalarına göre çok yakında Biletix, Bimeks, Bonubon, Ets Tur, Evoria, Hediyeciniz, Kliksa,Koçtaş, Markafoni, Migros, Morhipo, My Bilet, Pera Butik, Teknosa, THY ve Yeniçarşım gibi şirketler de dahil olacak. Temassız ödeme ve daha da önemlisi para transferi gibi konularda da pek çok özelliği kullanıma açacaklarını ifade ediyorlar. Para gönderme özelliğinin 2013’e kadar ekleneceğini genel müdür Soner Canko açıkladı.

Bankaların reklam ve tanıtım gücü bkm express’i Türkiye’de ilk ikiye sokabilir ama şimdiye kadar yurtdışına yönelik hiç bir hedeflerini açıklamamaları, hedeflerini Türkiye ile kısıtlı tuttukları gibi bir intiba bıraktı bende. Belki de kademe kademe ilerlemek ve yurtdışına açılmak için Türkiye’de hakimiyet kurmayı bekliyorlardır ama bu stratejiyi güden Yandex’in Google karşısında ne durumda olduğunu hatırlatırım.

Sanıyorum pek yakında sendikacı aktör Mehmet Ali Alabora’yı yeniden ekran  karşısında görmeye başlayacağız.

Bkmexpress.com.tr adresinden siz de üye olabilirsiniz.

Türk bilişim sektörünü bazı konularda oldu olası eleştirmişimdir. Bunların başında mühendislik-pazarlamacılık kolerasyonunun sağlanamaması geliyor. Yani şirketin kurucu gücü mühendis kökenliyse (ki geneli öyle) reklam, satış, pazarlama gibi aktiviteleri boşa zaman ve para kaybı olarak görüyorlar. Tabi bu durumda şirketin büyüme ve olgunlaşma süreci haspel kader çıkan fırsatlara bağlı kör topal bir sürece dönüşüyor. Ayakta kalsalar bile genellikle de orta gelir tuzağına düşüyorlar. Oysa ilerlemediğiniz gün geriliyorsunuz, özellikle de bilgi sektöründe.

İşletme-pazarlamacı kökenli şirketler nispeten daha başarılı bir başlangıç yapıyorlar. Günümüz sisteminde “gelir” en büyük başarı kriteri kabul edildiği için satış başarıları daha fazla elbette. Ama burada da doğru yönetilemeyen, çalışan ama buglarla dolu, alt yapısında ciddi problemler bulunan yazılımlar, deadlineları aylarca ötelenmiş dev çöplüklere dönüşmüş projeler ortaya çıkıyor.

Tabi optimum nokta, mühendis ve satış kökenlilerin ortaklıkları veyahut firmanın iyi komisyonlarla çalışan iyi satış yöneticileri istihdam etmesi. Tabi bu tür birleşmelerin önündeki en büyük engel “küçük olsun benim olsun mantığı”. Yine de bilişim dünyamızda bu tür bir kaç şirket biliyorum. Bunlardan bazıları kısa sürede yedi haneli yatırımlar aldı bile.
Ekonomi Bakanlığı bu aralar BT ve Yazılım şirketlerinin Türkiye’nin dış ticaretinde paylarının artması için çalışmalar yapıyor. Hedefleri bu alandaki en büyük pazar olan ABD. Bu konuda danışmanlık almak üzere Harvard Üniversitesinden uzmanları Türkiye’ye davet ediyor. Bu uzmanlar 88 Türk enformasyon teknolojisi ve yazılım şirketini inceliyor. Buna ek olarak ABD’de ülke dışına en çok iş veren Amerikalı şirketlerden 35 tanesiyle görüşerek Türk şirketlerini soruyor ve Amerikalı firmaların Türk şirketlerine neden yatırım yapmadıkları konusunda 38 sayfalık bir case study hazırlıyorlar. Çalışmadan basına yansıyan kısa kısa sonuçlar;

MÜHENDİSLER TANITIM BİLMİYOR
Türk Bilişim-Yazılım şirketlerinin sahipleri ezici çoğunluk olarak mühendis. Bu yüzden tanıtım ve pazarlamaya boşa masraf olarak bakıyorlar.

YURT DIŞINDAKİ TÜRKLER VEFASIZ
Araştırmaya göre, Türkler, ABD’deki Türklerin iş paslamada yardımcı olmadığını düşünüyor. Benim şahsi görüşüme göre bu kanaat fazlasıyla doğru. Diğer millet mensupları birbirleriyle olabildiğine dayanışma içine girerken yurtdışındaki Türkler diğer Türklerden mümkün mertebe kaçıyor. Bu yüzden ABD’de ciddi sayıda Türk olmasında rağmen bir Türk lobisi yok. Böylece akademik ve iş dünyasında yükselen Türklerin bilgi birikimi bağlantıları Türkiye’ye kazandırılamıyor. Ayrıca araştırmaya göre bazı Türk şirketleri Hint firmalarına iş vermeye başlamış.

KENDİLERİNİ DEV AYNASINDA GÖRÜYORLAR
Amerikalı şirketler vakit ayırma sorunu yaşamamak adına çalışan sayısının fazla olduğunu belirten uzmanlar “Görüştüğümüz Türk şirketleri kendilerini büyük zannediyor. Oysa Amerikalılar’ın iş yapma tercihlerine göre küçük ölçekliler” tespitinde bulunmuş. (Burada bizim Yapı Kredi Bankası’nın Amerikan standartlarına göre orta ölçekli işletme sınıfına girdiğini hatırlatmak isterim.)

TÜRK YAZILIMLARI KALİTELİ

Türk şirketlerinin kalite avantajı olduğunu söyleyen Harvard ekibi, özellikle bankacılık sektörüne yönelik mobil çözümlerde Türk şirketlerin geliştirdiği ürünlerin daha bir çok Amerikalı’nın duymadığı türden ileri seviyede olduğu belirtirken, bu alanda ABD pazarına giriş imkanı olduğunu söylüyor.

TÜRK ŞİRKETLERİ BİLİNMİYOR

Sanırım bana göre ABD’den yatırım ve ortaklık gelmemesinin en önemli sebebi şu cümled gizli; “Yurtdışına iş verecekleri zaman Amerikan şirketlerinin aklına Türk şirketleri gelmiyor. Zaten nereden bulacaklarını da bilmiyorlar.”

PAZAR ARAŞTIRMASI YOK

Uzmanların görüşüne göre pazar araştırması yapmadan ürün geliştirip sonra ona pazar bulma eğilimi yaygın. Ben bunu bu tür işletme disiplini ve yöntemlerinin yeni yeni oluşan kurumsal şirket kültürlerine yerleşmemesine bağlıyorum.

KÜÇÜK OLSUN BENİM OLSUN

“Türkiye’de de sıkça tartışılan Türk şirketlerinin risk sermayesi yatırımı çekerek kendilerini büyütebilmeleri konusuna da değinen Harvardlı uzmanlar, finansmana erişimdeki zorluğu kabul ediyor. Bununla birlikte Türk kültürüne de atıfta bulunuyorlar. Görüştükleri bir şirket sahibinin ‘Bizde küçük olsun benim olsun anlayışı yaygındır’ ifadesinin İngilizcesini bilgi notlarına not alan uzmanlar, “Türk şirket sahipleri işlerini büyütmek adına yatırımcı çekmeye istekli ancak kendi paylarının ve yönetimde kontrollerinin azalmasında isteksiz. ‘Yatırımcılar çok az para için yüzde 90 hisse istiyor’ şeklinde yorumlar yapıyorlar. Halbuki bir Amerikalı kurduğu işin büyümesi adında hissenini ve kotrol gücünün azalmasını kabul eder. Bu noktada kültür farkı ortaya çıkıyor”” şeklinde buyurmuşla.

AMERİKALILAR YAZILIM OUTSOURCE EDERKEN NELERE DİKKAT EDİYOR?

Uzmanlar, Amerikalı 35 firmayla yaptıkları bir anketin sonucundan bahsettikleri bilgi notunda “Amerikalılar, ülke dışına iş verecekleri zaman fiyat ve kaliteyi iki önemli unsur olarak belirtiyor. Ancak yapılan sohbetlerden iş yaptıkları şirketlerle uzun vadeli ilişki kurmayı tercih ettiklerini ve zamanla tanıdık faktörünün öne çıktığını gördük” yorumu yaptı. Sektörün genel havasını veren bilgi notunda Amerika ve dünya pazarına giriş yapmayı başarmış Türk şirketleri de olduğu, özellikle savunma sanayi yazılımı şirketlerinin pazara giriş sorununu aştığı anlatılıyor.

Sorunu tespit etmek, sorunu çözme yolundaki en önemli adımdır. Türkiye’nin mali ve teknolojik kalkınmasının öncelikli yolunun yazılım ve bilgi teknolojilerinden geçtiğine inanan biri olarak Ekonomi Bakanlığı’nı bu konudaki çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum.

İnsanlar hala elleriyle tutamadıkları şeylerin değerini anlamakta güçlük çekiyor malesef. Örneğin elimizle tutabildiğimiz bir ürün için pazarlık yaparsak esnafın cevabı hemen hemen bellidir; “Abi bunun gelişi o kadar zaten”…  Peki bir yazılım ürününün gelişi ne kadar? Saat/personel sayısı tek başına fiyatlandırma için yeterli midir? Bir yazılımcının iki haftada yaptığı işi bir diğeri bir günde yapabilir.  Peki iki haftalık işi birgünde bitiren bir yazılımcı bir günlük ücret mi talep etmelidir iki haftalık mı? Peki Karl Marks’ın artı değer kuramının ilkokul matematiği gibi basit ve çaresiz kaldığı günümüzde hakkani fiyatlandırma nasıl olmalı?

Adam/gün fiyatlandırması yerine yazılımın müşterilere sağladığı katma değeri baz alacak olursak apayrı bir hengame. Bir yazılım bir fabrikaya yılda 10.000.000TL tasarruf sağlıyorsa, aynı yazılım başka bir fabrikaya 100.000TL tasarruf sağlayabilir. İki fabrikanın yazılımdan aldığı randıman farklı diye farklı fiyatlandırma yaparsak, bu sefer de aynı işi, aynı danışmanlığı ve emeği vererek yaptığımız bir ürüne farklı fiyat vermemiz ne kadar doğru olur? Artı değer kuramının kifayetsizliği bir kez de burada anlaşılıyor.

Şirketler için fizibil, katma değerli bir ürün çıkarmaktan daha önemli bir şey vars

a o da satış. Onların hemen gerisindeki en önemli konu gizli kalmış bir zanaat olan fiyatlandırma meselesi. Örneğin bir yazılım satışı için 80.000TL fiyat veriyoruz. Belki de müşterim böylesine bir proje için 120.000’i  çoktan gözden çıkarmıştı. Aradaki 40.000 TL’ye şirket için bir araba alınabilirdi. Kardan zarar yani. Tabi işin ucunda eldeki 80.000’lik satışı kaçırmak

da var. Üstelik 120.000 TL fiyat verdikten sonra pazarlık sonucunda 80.000’e indirmek itibar ve güvenirlik bakımından büyük eksi olur. Diğer taraftan da düşük fiyatlandırmanın müşteriyi kaçırdığı durumlara da şahit oldum. Yani fiyatlandırma iki tarafı keskin bir bıçak, tutmasını bilenin emrine amade tabii ki.

Bunun dışında proje bazlı işler için fiyatlandırmanın yanında teknik detayları, yazılım süreçlerini, alt yapılarını detaylı bir şekilde bilmek zaten gerekli. Program işleyişinde çok basit görünen bir değişiklik bile bazen yazılım ekibinin iki haftalık emeklerini hiç edebil
Bunun dışında tali fiyatlandırmalar da önemli. Satış fiyatı ne olursa olsun, ben 5 yıl sonra hala o ürüne destek veriyorsam -ki vermem de gerekir- bunun bize astarı yüzünden pahalıya gelir. Çünkü alınan fiyat ne kadar yüksek olursa olsun, beş yıl sonra çoktan harcanmış yenmiş bitmiş bir ücretin desteğini veriyor olmak kimse için tatlı olmayacaktır. Bu sebeple müşteri yazılımcıya, yazılımcı müşteriye suç atar. Oysa ne plana oturtamadığı istekleri bitmeyen müşteri ne de kısa vadeli planlar yaparak uzun vadede zararlı çıkan yazılımcı haklıdır. kaybet/kaybet yerine kazan/kazan yaşamak istiyorsak satıştan sonra destek anlaşmalarını da sıkı tutmalıyız.Ki yeni dünyanın yükselen gelir trendi de subscribtion/abonelik ve gelir devamı üzerine. iyor. (400 TL adam/gün’den kabaca bir hesaplayın)

En temel sektörlerde bile kurum kültürü, oturmuş satış organizasyonları  oluşturmakta zorlanan bir ülkede yazılım gibi yeni sayılabilecek bir sektörün bu konuda sancılar yaşaması normal. Ama her defasında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Mutlu ederek mutlu olmayı, kısa vadeli maksimal kazanç yerine kazan/kazan durumunu oluşturmayı hedeflersek, gerisi gelecektir.

Ziyaretçi akını çekmesinden ziyade ilgi alanlarımın dokümantasyonu ve kısa bir portfolyo olmasını istediğim bloğumda bir ayda neler olmuş diye istatistiklere baktığımda biraz şaşırdım doğrusu.

Kendi halinde mütevazi bir blog için 200 üzeri hit fena bir sayı olmasa da tahminimin üzerinde diyebilirim. Beni asıl şaşırtan ise ziyaretçi aldığı farklı ülkeler. Görünen o ki globalleşme tahminimden daha fazla hayatımızda.

İngilizce ve Almanca dillerinde de yayın yapmayı orta vadede düşünüyordum ama en azından İngilizce yayın için acele etsem fena olmayacak.

fatihdogan.org’u ziyaret etmeye değer bulan herkese,  UK, USA, Rusya, Moğolistan, Kanada, Endonezya ve Hollanda’ya selamlarımı, Avrupa ve Latin Amerika’ya sitemlerimi yolluyorum. Avustralya da Allahından bulsun.


Gerçekliğin sorgulanması antik yunandan öncesine kadar dayansa da günümüz dijital teknolojisi, kendi gerçekliğini oluşturmaya doğru adım adım ilerliyor.

Artırılmış gerçeklik uygulamalarını inceleyeceğim bu kategorideki ilk yazımda, bu terime yabancı olanlar için tanım ve tarihçeden  başlıyorum. Nazilerin savaşın insan ırkını geliştirdiği görüşlerine katılmasam da pek çok bilimsel gelişme gibi bu alanın öncülleri de askeri teknoloji kaynaklı.

HUD (Head-up display) denilen, Savaş uçağı pilotlarının kokpit ekranlarında ve piyadelerin kasklarına takılan ekranlar ile bazı bilgilendirici veriler (hız, ısı, yükseklik, koordinatlar, radar vb.)  aktarılıyordu.

AR uygulamalarının temel mantığı  gerçek görüntüyü ekranlara aktarıp üzerine dijital tabakalar ekleyerek bilgilendirici veya eğlendirici görüntü çıktısı almak. Bunun üzerine sesli çıktı ve GPS konumu gibi ek özellikler de kullanımı çeşitlendiriyor.

Belki böyle anlatınca biraz basit gelmiş olabilir ama görüntü işleme yazılımlarının etkin kullanımıyla birlikte orta vadede bilim kurgu filmlerindeki seviyeye ulaşmamız mümkün. 2022 yılında o aptal alüminyum folyo kıyafetlerden -umarım- giymeyeceğiz ama en afillisinden akıllı gözlüklerimizin olacağı aşikar.

Google ve ardından bir kaç firma akıllı gözlük projelerine yoğunlaşacağını açıkladı ama gözlüklere işlemci eklemek yerine smartphone/tabletlerden data kablosu ve/veya kablosuz protokoller üzerinden gözlük ekranlarına output almak çok daha mantıklı bir hareket olur bana kalırsa. Navigasyon frame’i gözlük ekranının köşesine verilirse tadından yenmez.

Ankara merkezli infodif firmasının makyaj uygulaması bu konudaki yerli teşebbüslerden bir tanesi;

Bu alanda Türkiye pazarında belirgin bir talep yok ama klasik iktisatın babalarından Jean Baptiste Say’ın dediği gibi; “Her arz kendi talebini yaratır.”

Bu konudaki diğer yerli örnek  deSurfact uygulaması.  Reel ekonominin %65’ini oluşturan eğlence sektörüne yönelik olması akıllıca bir hareket;

AR konusundaki kısa vadeli öngörüler gps, konum ve görüntü işleme üzerine odaklı. Örneğin kameramızı sokaklara çevirdiğimizde o bölgedeki metro, hastahane vs.’nin bize okla ve harita üzerinden yönlendirilmesi, restoranların taratılarak haklarındaki yorumların okunması, yemeklerinin fiyatlarının vs. görünmesi…

Augmented Reality’den bahsedip de Layardan bahsetmemek haksızlık olur. Hollanda’da yaygın fakat verilerin girilmesi halinde İstanbul’da da bu uygulamayı kullanabileceğiz;

İsveçli bir firmanın geliştirdiği konsept aşamasındaki bir proje, yüz tanımlama ( face recognition software) ve sosyal network profillerinin akıllıca birleşiminde oluşuyor;

Kartvizitlerine QR kod  koyanları hep takdirle karşılamışımdır, peki ya böylesi?

Konumsal AR uygulamalarından bir örnek, tabi bu da konsept aşamasındaki hali. Scene Search ve Scene Learning yazılımlarıyla neler yapılabileceği konusunda küçük bir örnek;

Bir web kamerası ve yazıcıyla yapabilecekleriniz;


Geçtiğimiz ay Nokia Lumia’nın düzenlediği bir etkinlikte Angry Birds tokatlamaca;

National Geographic bizi Serengeti steplerine götürüyor;

Geçtiğimiz Nisan ayına damgasını vuran Google Project Glass gözlük tanıtımı;

Vee Microsoft’un cevabı gecikmiyor:)