‘İŞ DÜNYASI’ Kategorisi için Arşiv

IMAG0556


Dubai’deki değerli bayimiz Madiacast’ın daveti üzerine  Dubai Cabsat 2014 fuarına katılım sağladık ve dört

Burjal Khalipha

Burjal Khalipha

günümüzü Dubai’de geçirdik. Gündüz fuar alanındaki görüşmelerimizin yanında akşam saatlerinde sektörden dostlarımızın çeşitli davetleri ile değerlendirdik.

Dubai’ye eskiden vize yoktu diye biliyorum. Vize prosedürü arttırılsa da yine de zor sayılmaz. Emirates Hava Yolları artık vize vermiyor. Üçüncü bir şirketten almak gerekiyor adresi burada;  http://dubaivisa.net/ Vize başvurularını mail yolu ile de kabul ediyorlar. Benimki iki günde çıktı ama ortalaması bir hafta. Sharjah Palace Hotel’de ikamet ettik, Dubai’ye biraz mafesi olması ve havuzunun küçüklüğü dışında oldukça güzel bir oteldi kalacaklar için tavsiye ederim.

CABSAT Fuarı

Fuar alanı beklediğimden daha sakindi. Yine de  gittiğimize fazlasıyla değdi diyebilirim, Ortadoğu pazarında önemli temaslarda bulunduk, tanıdıklarımızla ilişki tazeledik ve güçlendirdik. Sonuçta bir Türk firması olarak dünyanın pek çok ülkesinden rakiplerimiz var ve bu pazarları boş bırakırsak Fransızların ya da Hintlilerin doldurması çok zor değil.  Gelenlerin konuşmalarına bakılırsa Irak’ın da toparlamaya başladığını gözlemledim.

Dubai Mall Aqua Park

Dubai Mall Aqua Park

Dubai oldukça kozmopolit bir yer. İnsanların neredeyse tamamı mutlu görünüyor. Çöpçüler hariç somurtan insan  görmedim. Alt seviyelerde çalışmak için gelenler arasında en kalabalık olanlar Çin  ve Hint kökenli ama Bangladeş’inden Filipinlere kadar herkes mevcut.  Örneğin  bayimiz Mediacast çalışanları arasında, Hindistan, Filipinler, Çin, Filistin, İngiltere ve Lübnan’dan gelen çalışanları ile tanıştım ki daha benim tanışmadığım 55 çalışanları var. Çok farklı iklimlerden kültürlerden gelen insanlar bir arada uyum içinde çalışıyor ve herkes mutlu.  Ücretler  tamamen serbest piyasa koşullarına göre kurulmuş durumda ki bence çok doğru bir sistem. Bir garsonun 350 $ ortalama maaşı varken, elektrik teknisyeninin 3500 $  aylık maaşı olabiliyor, beyaz yakalılara mühendislere vs. gidildikçe de maaş artarak devam ediyor. Arada uçurum var ama sonuçta on tane garson birleşse o teknisyenin yaptığı için yapamaz. Garsonlar da hallerinden memnun görünüyor. Geldikleri ülkelere göre değerlendirdiklerinde oldukça yüksek bir gelir onlar için de.

Gezilecek Yerler

Dubai’yi gezmeye fazla fırsatımız olmasa da; Fujairah’daki  Dubai Marine Beach Resort oldukça şık ve güzel bir tesisti.  Dubai Mall’a gidilmesini tavsiye ederim, tamamını gezmedim ama

Emirates Mall Defile

Emirates Mall Defile

sanırım  Cevahir AVM’den bir kaç kat daha büyük. (Dünyanın en büyük AVMsiymiş zaten) Oldukça büyük ve güzel bir akvaryumu var. Öyle ki farklı katlarda bir yandan alışveriş yapıp bir yandan  akvaryumu izleyebiliyorsunuz.

Dubai Mall’a yürüme mesafesinde yakınlıkta dünyanın en yüksek binası Burj Al Khalifa var. Kişi başı 120 tl vererek 160 katlı bu binanın en son katına çıkabilirsiniz.

Bir diğer gözde alışveriş merkezi ise Burj-al Arab’a  daha yakın olan Emirates Mall. Dubai Mall kadar büyük değil ama moda ile daha iç içe bir yer. Dünyaca ünlü ve daha üst segmente hitab eden moda ve kozmetik markalarının mağazaları burada daha yoğun. Burada bir moda markasının defilesine de rastladım.

Dubai Mall’daki devasa akvaryuma nazire yaparcasına Emirates Mall’da da yapay kayak pisti mevcut. Teleferikle tepeye tırmanıp kayak yapabiliyorsunuz.  Turistler açısından çok gözde bir diğer mekan ise Meditü-l Fujairah. Meşhur 7 yıldızlı Burjal Arab’ın hemen yanında olan bu mekan bir nevi modern kapalı çarşı. Turistik mağazalar var, fiyatları da aynı şekilde turistik. İçerisinde yapay bir göl   ve  etrafında kafeler de mevcut.

Emirates Mall Otopark

Emirates Mall Otopark

Ulaşım;

Dubai’ye vardığımızde, havaalanından taksi ile otele geçtik.

Otelimiz Sharjah’taydı. Taksimetreler km başı 1,7 dirhem (yaklaşık 1 tl) yazıyor. Havalimanından bindiyseniz 20 dirhem (12 tl) vergi veriyor ve Dubai’den Sharjah’a geçiyorsanız (vice versa)  20 dirhem daha taksimetreye otomatik olarak ekliyor. Havalimanı değil de normal bir yerden bindiyseniz taksimetre 20 yerine 3 Dirhem’den açılıyor. Bunun yanında paralı yollardan geçildiyse onların ücreti de taksimetreye ekleniyor. Takside dikkatli olunmalı, genel anlamda bir sıkıntı yaşamadık ama bindiğimiz taksilerden biri 20 km’lik yolu Emirates Road’dan dolaştırıp 40 km’de getirdi. Karşı çıktık ama  “Ben burada çalışanım, benim taksim değil” şeklinde yoğun

Emirates Mall Kayak Pisti

Emirates Mall Kayak Pisti

bir duygu sömürüsü yapınca fazla da zorlamadık. Orada taksi şoförleri çalışan. Taksiler Dubai Emirine (kırmızı çizgili olanlar) ya da onların imtiyaz verdiği özel şirketlere ait. Taksiciler orada çalışan ama ortalama 2.000 – 3.000 TL aylık gelirleri var. Bu arada gidecekler için tüyo olarak söyleyeyim, sedan araçlar normal taksiyken, daha büyük hatch back araçlar biraz daha pahalı yazıyor.

Toplu taşımayı fazla kullanmadık, bir sefer metroya bindik.  Oradaki sistem bizdekinden farklı, bileti alırken ineceğin yeri söylüyorsun, hem bindiğinde hem indiğinde bileti okutuyorsun. Eğer daha uzak bir yere gitmişsen metrodan çıkamıyorsun. Biraz saçma. Zaten

Dubai Metro Durağı

Dubai Metro Durağı

metro tramvay hızında gidiyor, yerin altına da inmiyor. Yine de istasyonlar temiz. Metro duraklarının mimarisi de dışarıdan uzay gemilerini andırıyor. Metro istasyonlarında mobil uygulamalara önem vermeleri de hoş bir ayrıntı.  Otobüse binmeye bir kere niyetlendik deneyim için, onda da kalabalıktan cesaret edemedik yine taksiye yöneldik.

Genel olarak insan yaşamına uygun bir şehir Dubai. Yayalar da düşünülmüş, otobüs durakları klimalı, üst geçitlerde merdiven yerine asansör var. Ama şehirde yürünecek doğru düzgün yaya ya da bisiklet yolu yok. Tamamen otomobili olanlara göre dizayn edilmiş bir şehir. Dört gün boyunca avm/ çarşı vs. haricinde  yolda yürüyen insan görmedim desem abartmış olmam. Şehir içinde kilometrelerce  yol

Klimalı Otobüs Durağı

Klimalı Otobüs Durağı

gidiyorsunuz ama bir tane yayaya rastlayamıyorsunuz. Onlarca kişi sıraya giriyor ve taksi kuyruğu oluşturuyor.  Taksiler yirmişer yirmişer sıraya giriyor ve sanki Formula 1 etap başlangıcı gibi aynı anda kalkıyorlar.

Otomobiller ise genelde Türkiye’de nadiren ya da hiç göremediğimiz lüks araçlar ya da bizdeki markaların üst segment arabaları. Petrol sudan gerçek anlamda daha ucuz olduğu için genelde jeeplere biniliyor. Dubai’de vergi olmadığı için otomobil fiyatları da uygun. 100.000 TL’ye bir  Explorer  Jeep alabiliyorsunuz mesela. Türkiye’de o parayla WW Polo alınıyor dediğimde ise oldukça şaşırdı karşımdaki.

Yeme- İçme

Dubai kozmopolit bir yer olduğu için çeşitleri de çok gelişmiş. Çin, Hint, Thai mutfakları en yaygın restoranlar arasında.

Kahvaltı ve yemeklerde ananas sıklıkla bulunuyor. Sosisleri sanırım bizdeki gibi saçma sapan şeyler yerine et koydukları için güzel. Quill dedikleri, bizdeki

Artırılmış Gerçeklik Uygulaması

Artırılmış Gerçeklik Uygulaması

bıldırcın’a tekabül eden kuşun ızgara yapılarak verildiğini gördüm, yerel bir tat ama yağsız ve çok kemikli olduğu için tavsiye etmem. Kebap ve döner veren pek bir yer göremedim, açılırsa bence oldukça iş yapar.

Bunların yanında gıda pahalı bir şey Dubai’de. Örneğin Carrefour’da bildiğimiz kirazın kilosu 100 tl.  Deniz ürünleri nispeten daha ucuz. Özellikle de Basra Körfesinde tutulan yerli balıkların fiyatları. Örneğin çok kaliteli bir somon balığınının kilosunu 20-30 tl’ye bulabiliyorsunuz.

Teknoloji;

Dubai’de pek çok mobil uygulama reklamına, artırılmış gerçeklik uygulamalarına rasladım. Teknolojiye ilgili
olmalarını görmek oldukça güzel. Bölgenin televizyonlarını izleyince ilk dikkatimi çeken ismini bilmediğim bir Türk dizisi ve  Kenan İmirzalıoğlu ile karşılaşmam oldu. Yerel televizyon yapımlarındaki oyunculukları gördükten sonra Türk dizilerinin neden bu kadar tuttuğunu anlamak güç değil. Flash tv’deki sarı bıyıklı adam bile burada en iyi erkek oyuncu oskarını alır.

Dubai’de kendi adıma oldukça verimli bir kaç gün geçirdim. Misafirperverlikleri için Mediacast ailesine teşekkür
Dubai Ulaşım Uygulamasıediyorum.

Şeyh Maktum'lu Iphone Kapakları

Şeyh Maktum’lu Iphone Kapakları Oldukça Popüler

Reklamlar

 Beta Küresel Satış Müdürü sayın Ümit Ünker, Sun Plaza’da oldukça keyifli bir networking etkinliği düzenledi. Etkinlikte Beta Küresel COO’su Fatih Özen’in dijital pazarlama ile ilgili tablet bir semineri vardı. Bu güzel etkinlik ve seminerden ötürü her ikisine de teşekkür ediyor, dijital pazarlamanın “abece”si ve adımları maiyetindeki bu seminerde tuttuğum notları buradan paylaşıyorum;

 DİJİTAL PAZARLAMA ADIMLARI

1-ACQUİRE (ELDE ETMEK) Faaliyetleri;
SEO
PPC ARAMA MOTORU REKLAMLARI
EMAİL PAZARLAMA
SOSYAL MEDYA PAZARLAMASI
GELİR ORTAKLIĞI (AFFİLİATE MARKETİNG)
İNTERAKTİF KARŞILAŞTIRMA
REKLAM ORTAKLIĞI
2-CONVERT (KAZANMAK)
Kullanılabilirlik ve erişilebilirlik; müşteri tipine göre kişiselleştirme, ödeme seçenekleri fazlalığı gibi optimizasyonlar,

Müşteri karar destek mekanizması
İçerik yönetimi
Müşteri segmentlerini belirleme kişiselleştirme ve hedefleme
Ödeme seçenekleri
Siteiçi arama özelliği

3-MEASURE & OPTİMİZE (ölç ve uygun hale getir)
web analytics
site başarı kriterlerinin rakiplerin kriterleriyle karşılaştırılması
online panel ve anketler
a/b test, çok değişkenli test

4-RETAİN & GROW (mevcutu koru ve büyü)

mevcut müşteri memnuniyeti
iyi müşteri hizmeti sunma
email marketing
dinamik fiyatlandırma stratejileri
kişiselleştirme
gruplar oluşturma

Mobil bazlı faaliyetler;

Mobil pazarlama
sms/mms
mobil kuponlar
mobil siteler
mobil oyunlar
mobil uygulamalar
konum bazlı servisler
mobil ticaret
mobil search
qr kod

 

Elbette bu faaliyetlerin her biri birer yazı konusu, ama “to do list” şeklindeki bu özet, girişimciler için bir kontrol listesi olmalı.

Bazı markalar var ki o ürün segmentine adını vermiş… “Selpak beşyüzağbi”, “ocağı Cifledim” gibi daha çocukluğumuzda kanıksadıklarımızın yanında “kurumsal olarak eseypiiye geçiş çalışmalarımız sürüyür” tarzı cümlelere de alıştığımızı söyleyebilirim. ERP ve hatta CRM  yazılımlarına  genel adı SAP olmuş durumda.

Bu yaygınlığın sebebi kanaatimce toplumumuzdaki çoğu şey gibi teknoloji algılarının da kulaktan kulağa yayılması. Türkiye’deki en büyük 500 şirketin 200’ü SAP kullandığını, “SAP Danışmanlığı” nın başlı başına bir sektör oluşturduğunu  göz önünde bulundurursak çok haksız da sayılmazlar zira Türkiye’de 15 bin kullanıcısı bulunan SAP, dünyanın en büyük iş yazılımları firması. Ciro bakımından Micrisoft, IBM ve ORACLE’dan sonra en büyük 4. yazılım fırması. Bu tür dünya devi örneklerinin Türk yazılım firmaları ve start up’ları için rol model oluşturmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden SAP’nin kurumsal kronolojisini incelemekte fayda var;

SAP TARİHİ

Kuruluş;

1972 Optimum girişimcilik modeli olarak gördüğüm “ilk proje”nin akabindeki kurulum SAP’nin de kurulum modeli olmuş. IBM’den istifa eden 5 çalışanı (Dietmar Hopp, Hans-Werner Hector, Hasso Plattner, Klaus Tschira and Claus Wellenreuther) tarafından Systemanalyse und Programmentwicklung (System Analysis and Program Development / Sistem Uygulama ve Veri İşlemleri) adındaki şirketi kurdular. Almanya’nın Weinheim şehrindeki kurulan şirketin ilk müşterisi Imperial Kimyasal Endüstrileri şirketiydi. Şirket ilk yılında 620.000 Alman markı kazandı.

1973 İlk muhasebe yazılımlarıı “RF”’i çıkardılar. Sonraki yıllarda buna diğer modülleri ekleyerek “SAP R/1” yazılımını geliştirdiler.

1976 Özel ortaklık yapısından limited şirket yapısına geçiş yaparak SAP Gmbh ismini aldı.

Almanya dışına çıkış

1977 Müşteri ve personel sayısı ve entegrasyon çeşitlerinin artmasıyla şirket merkezi Walldorf’a taşındı ve Almanya dışına operasyonlar başladı.

1979 SAP R/2 çıkarıldı.

1981 Mainframe teknolojisinin yükselen gücünü kullanarak yüksek istikrar ve güç elde etti.

1982 R/2 için yeni kullanıcı dostu arayüzünü tanıttı.Üretim ve diğer alanlar için

farklı geliştirme projelerini, ABAP/4 program ortamı gibi yeni araçlarını tanıttı.

Büyüme;

1985 Calfornia State University ile ortaklık. California Devlet Universitesi’nde okuyan bir öğrenci tarafından üniversitenin profesörlere ‘değerlendirme’leri için önerilen SAP program, profesörler tarafından incelendikten sonra ‘değerlendirme’den ‘geliştirme’ye geçilmiş ve projede çalışan profesörlere ortaklık teklif edildi. Böylece SAP’nin gerçek büyümesi başladı.

1986 İlk uluslararası şube Avusturya’da açıldı.

1988 İlk halka açıma  (Frankfurt ve Stuttgart borsaları)

1991 Orta ölçekli şirket segmentini ele geçirmek için yayımladığı  R/3 versiyonu büyük ilgi gördü.

SAP Danışmanı şirketlerin kurulması

1992 Pilot projelerin başarılı uygulanmasından sonra R/3 pazara tanıtıldı ve kendi sistemlerini geliştirmek isteyen müşterilere yardım için anlaşmalı bağımsız danışmanlık şirketlerine izin verme stratejisi izledi.

1993 SAP 3600 çalışan ve 1 milyon Alman Markı gelire ulaştı.

1996 Müşterilerinin R/3’te online uygulamalara erişebilmesi için online oldu.

Coca Cola SAP kullanmaya karar verdi.

SAP dünyayı feth ediyor;

1997 SAP 25. yılını kutlarken 6.000.000 Mark’ın üzerinde gelire ulaştı. Bu gelirin %80’i Almanya dışından geldi.

1998 Şirket, daha iyi kullanıcı deneyimi ve yazılımı öğrenmeyi kolaylaştırmak için EnjoySAP stratejisini çıkardı.

1999 SAP, varolan ERP uygulamalarıyla e-ticaret çözümlerini birleştiren mySAP.com stratejisini açıkladı ve bir yıl içerisinde dünyanın öncü e-iş iş yazılım çözümleri tedarikçisi oldu.

2001 Türkiye’deki ofisinin açılışı.

Dünyaca ünlü IT balonunun patlamasının yol açtığı krize rağmen karını arttırdı.

2003 Dow Jones borsasına giriş

SAP Türkiye ofisinin tüm dünyadaki SAP şubeleri arasında “En Başarılı Start up” seçilmesi.

mySAP.com stratejisinin SAP Netweaver ile zirveye ulaşması. Netweaver  SAP ve diğer sistemlerde çalışan açık ve esnek iş uygulamalarından oluştu.

2004 SAP Netweaver markete bırakıldı ve bir yılda 1.000’den fazla müşteriye ulaştı.

2008 SAP iş zekası üzerine çalışan, Business Objects şirketini satın alarak onun ürünlerini kendi portfolyosuna ekledi.

2010 Büyük bir satın alma hamlesinde Sybase’i satın aldı. Sybase, bilgi yönetimi ve mobil veri kullanımı üzerine özelleşen  en büyük iş yazılımı oldu.

2011 Bulut biliimin en büyük firması SuccessFactors’u satın aldı.

SAP’den öğrenebileceklerimiz,

Bu başarının satır aralarını okuyarak kendimize ders çıkarmaya kalkarsak; girişim aşamasında hazır bir müşteri ve  projeyle start up yapmanın önemi, sürekli gelişim peşinde olma, gelişme aşamasında satış faaliyetlerini aralıksız sürdürme, üniversitelerle işbirliğine girme, şirkete bilgi birikimi katabilecek yeni ortaklıklara açık olma, uluslararası arenaya açılmak için uluslararası ofisler açmaktan çekinmemek olarak sıralayabiliriz. Büyüdükten sonra ise borsaya kote olma, üçüncü parti yazılım firmaları için işbirliği modelleri geliştirmek gibi örnekler verebiliriz.

Bunların dışında açıklanan hedeflere ve alınan kararlara aynı yıl içerisinde ulaşıldığını görüyoruz. Kararlar konusunda esnek ama uygulanması konusunda iş bitirici olmanın önemi bir kez daha anlaşılıyor. Ayrıca dikkat çeken diğer bir önemli husus ise, bir ürünün piyasaya sunulmadan önce bir müşteride pilot olarak kullanılması. Daha sonra piyasaya tanıtılarak satışlarının yapılması.

Sonuç olarak SAP kendi içinde optimuma yakın bir yapılanma ve taktik izlemiş olsa bile tüketici açısından kıstasımız  elbette kendine olan faydası değil bize olan faydası. Yani çok kurumsal dünya devi bir şirket olabilir ama kurumsal ERP yazılımları için kıstas alırken  fiyat/performans, kurumun süreçlerine uyumluluğu, danışman firmayla dialoglar gibi pek çok kıstasa da dikkat edilmelidir. En büyük olmanın yanında SAP, rakipsiz, tek alternatif olmazsa olmaz bir firma değil. ERP yazılımları konusunda pek çok başarılı Türk şirketleri de var. Workcube , IAS (CANIAS), LOGO ERP bunlardan sadece bazıları.

İnsanlar hala elleriyle tutamadıkları şeylerin değerini anlamakta güçlük çekiyor malesef. Örneğin elimizle tutabildiğimiz bir ürün için pazarlık yaparsak esnafın cevabı hemen hemen bellidir; “Abi bunun gelişi o kadar zaten”…  Peki bir yazılım ürününün gelişi ne kadar? Saat/personel sayısı tek başına fiyatlandırma için yeterli midir? Bir yazılımcının iki haftada yaptığı işi bir diğeri bir günde yapabilir.  Peki iki haftalık işi birgünde bitiren bir yazılımcı bir günlük ücret mi talep etmelidir iki haftalık mı? Peki Karl Marks’ın artı değer kuramının ilkokul matematiği gibi basit ve çaresiz kaldığı günümüzde hakkani fiyatlandırma nasıl olmalı?

Adam/gün fiyatlandırması yerine yazılımın müşterilere sağladığı katma değeri baz alacak olursak apayrı bir hengame. Bir yazılım bir fabrikaya yılda 10.000.000TL tasarruf sağlıyorsa, aynı yazılım başka bir fabrikaya 100.000TL tasarruf sağlayabilir. İki fabrikanın yazılımdan aldığı randıman farklı diye farklı fiyatlandırma yaparsak, bu sefer de aynı işi, aynı danışmanlığı ve emeği vererek yaptığımız bir ürüne farklı fiyat vermemiz ne kadar doğru olur? Artı değer kuramının kifayetsizliği bir kez de burada anlaşılıyor.

Şirketler için fizibil, katma değerli bir ürün çıkarmaktan daha önemli bir şey vars

a o da satış. Onların hemen gerisindeki en önemli konu gizli kalmış bir zanaat olan fiyatlandırma meselesi. Örneğin bir yazılım satışı için 80.000TL fiyat veriyoruz. Belki de müşterim böylesine bir proje için 120.000’i  çoktan gözden çıkarmıştı. Aradaki 40.000 TL’ye şirket için bir araba alınabilirdi. Kardan zarar yani. Tabi işin ucunda eldeki 80.000’lik satışı kaçırmak

da var. Üstelik 120.000 TL fiyat verdikten sonra pazarlık sonucunda 80.000’e indirmek itibar ve güvenirlik bakımından büyük eksi olur. Diğer taraftan da düşük fiyatlandırmanın müşteriyi kaçırdığı durumlara da şahit oldum. Yani fiyatlandırma iki tarafı keskin bir bıçak, tutmasını bilenin emrine amade tabii ki.

Bunun dışında proje bazlı işler için fiyatlandırmanın yanında teknik detayları, yazılım süreçlerini, alt yapılarını detaylı bir şekilde bilmek zaten gerekli. Program işleyişinde çok basit görünen bir değişiklik bile bazen yazılım ekibinin iki haftalık emeklerini hiç edebil
Bunun dışında tali fiyatlandırmalar da önemli. Satış fiyatı ne olursa olsun, ben 5 yıl sonra hala o ürüne destek veriyorsam -ki vermem de gerekir- bunun bize astarı yüzünden pahalıya gelir. Çünkü alınan fiyat ne kadar yüksek olursa olsun, beş yıl sonra çoktan harcanmış yenmiş bitmiş bir ücretin desteğini veriyor olmak kimse için tatlı olmayacaktır. Bu sebeple müşteri yazılımcıya, yazılımcı müşteriye suç atar. Oysa ne plana oturtamadığı istekleri bitmeyen müşteri ne de kısa vadeli planlar yaparak uzun vadede zararlı çıkan yazılımcı haklıdır. kaybet/kaybet yerine kazan/kazan yaşamak istiyorsak satıştan sonra destek anlaşmalarını da sıkı tutmalıyız.Ki yeni dünyanın yükselen gelir trendi de subscribtion/abonelik ve gelir devamı üzerine. iyor. (400 TL adam/gün’den kabaca bir hesaplayın)

En temel sektörlerde bile kurum kültürü, oturmuş satış organizasyonları  oluşturmakta zorlanan bir ülkede yazılım gibi yeni sayılabilecek bir sektörün bu konuda sancılar yaşaması normal. Ama her defasında Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Mutlu ederek mutlu olmayı, kısa vadeli maksimal kazanç yerine kazan/kazan durumunu oluşturmayı hedeflersek, gerisi gelecektir.

Bir zamanlar ios developer olarak mensubu olduğum, amatör ruhla profesyonel işler çıkaran,  Mobil reklam mecrasında Türkiye’nin ilk şirketi olan  Mobilike, Berlin merkezli madvertise’den yatırım aldı.

Mobil reklam platformu Madvertise’in merkezi Berlin olmak üzere Hamburg, Londra,

Madrid, Barselona, Milan ve Paris  olmak üzere yedi tane bürosu var. Mobilike’ı da bünyesine katarak sayfa görüntülenmesini ayda 2 milyara çıkarmayı hedefliyor.

Madvertise CEO’su ve kurucu ortağı Carsten Frien;

“Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri. Yüksek mobil etkileşimi, genç ve
varlıklı  kullanıcı kitlesi ile Türkiye’de varlığımız, Avrupa pazarında lider olmak için attığımız mantıklı bir adım oldu.

Türkiye’deki mobil reklam pazarında Mobilike ve kurucuları Şekip Can Gökalp ve Volkan Biçer ile birlikte ilerlemekten çok mutluyuz. Türkiye’de ileri mobil pazarlama konusunda fantastik bir iş çıkardılar ve Mobilike’ı pazar lideri yaptılar.” açıklamasında bulundu.

Gönül ister Türk firmaları avrupa menşeli firmalarını satın alsın ama öncesinde yerli firmalarımızın globalizasyon sürecini tamamlaması gerekiyor sanırım. Zaten Şekip Bey facebook hesabından yeni hedeflerinin MENA (Middle East and North Africa) olduğunu açıkladı bile.

Volkan ve Şekip abilerimi buradan kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

İlerleyen günlerde kendileriyle söyleşilerimi burada bulacaksınız.